Kopenhag’daki Kadınlar

40 numaralı otobüsle Njalsgade’den Österbro’ya giderken
şimdi beş değişik kadına
tekrar aşık oldum beş kere.
İnsan nasıl denetleyebilir ki hayatını
bu şartlar altında?
Kadınlardan biri kürklüydü, bir başkası kırmızı lastik çizmeliydi.
Bir tanesi gazete okuyordu, öbürü Heidegger
– ve yağmurla taşmıştı caddeler.
Amager Bulvarı’nda ıpıslak bir prenses bindi otobüse,
aşırı coşkuluydu ve taşkındı, düşürdüm O’na gönlümü denetimsizce.
Fakat Emniyet Müdürlüğü civarında indi otobüsten ve yerini devraldı
alevli eşarplarıyla iki kraliçe,
yüksek sesle Urdu dilinde konuştular
Belediye Hastanesi’ne gelene kadar, fıkırdarken otobüs şiirle.
Kardeştiler ve eşit güzellikteydiler,
bu yüzden düşürdüm kalbimi ikisine birden
ve Pakistan’ın o bitimsiz bozkır şafaklarında
umutsuz anneleri yürek paralayan şarkılar söylerken
çocukların ebegümeci kokusuyla büyüyeceği
Rawalpindi yakınlarındaki bir köyde
yeni bir hayatın planlarını kurdum hemencecik.

Fakat bana bakmadı onlar!
Ve kürklü olan Farimagsgade’de otobüsten inerken
ağladı eldiveni ardında.
Heidegger okuyan kız kapattı birden kitabını,
ve bana baktı doğrudan küçümseyen bir gülümsemeyle,
sanki kendi sefil kişiliğinde Bay Herhangi Biri
aniden gözüne çarpmış gibi. Ve böylelikle çöktü kalbim
beşinci kere, ayağa kalkıp da bütün diğerleriyle birlikte
otobüsten inince.
Böylesine gaddardır hayat işte!
İki durak daha devam ettim, vazgeçmeden önce.
Ve böyle biter her zaman: kaldırımın kenarında yalnız durursun
ve emersin bir sigarayı, coşmuşsundur ve azıcık mutsuz.

Niels Hav (d.1949, Danimarka)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy