XVIII.

 

Burada severim seni.

O kasvetli çamlarda araştırır rüzgâr kendini.

Soluk şavkını devinen sulara fırlatır ay.

Günler tekdüze geçer, izler birbirini.

 

Raks eden biçimlerde özgürleştirir sis kendini.

Balıkçıl martı çakılır akşamın göğüne.

Bazen bir yelken. Yüksekte, yüksekte yıldızlar.

 

Ah, kara haçıyla bir gemi.

Yalnız.

Erken kalktığım olur bazen, ve ruhum bile nemlidir.

Yankılanan sesler uzak denizden.

Bir limandır burası.

Burada severim seni.

 

Burada severim seni, ve boşuna saklar ufuk seni.

Bu soğuk şeylerin arasında severim seni hâlâ.

Bazen yolculuktadır öpüşlerim o ağır gemilerde,

hiç varmayacakları bir amaca doğru hızla gider orada.

O zaman görürüm kendimi, bu eski çapalar gibi unutulmuş.

Akşam indiğinde daha da hüzünlüdür mendireklerden.

Yorulur hayatım, boşuna geçmiş hayatım.

Severim sahip olmadığım şeyi. Sen, uzaktasın sen.

Tiksintim durur hâlâ alacakaranlığın ikircikliğine karşı.

Fakat gelir gece ve başlar şarkısına.

Düşlerden tekerlerini döndürür ay.

 

En büyük yıldızlar bakar bana senin gözlerinle.

Seni sevdiğim için, rüzgârdaki çamlar

adını şakımayı ister iğne yapraklarından çanlarıyla.


[“Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy