XX.

 

Bu gece yazabilirim en hüzünlü dizeleri.

 

Şöyle yazabilirim: “Gece yıldız berrağı,

ve yıldızlar uzaklarda öyle mavi ürperirler ki soğuktan”.

 

Döner gece rüzgârı gökte ve şakır.

 

Bu gece yazabilirim en hüzünlü dizeleri.

Sevmiştim onu ve ara sıra o da beni.

 

Bu gece gibi gecelerde uzanırdı kollarımda.

Sonsuz gökyüzü altında öperdim onu sayısızca.

 

Sevdi beni ve ara sıra ben de onu.

Büyük sakin gözlerini sevmemek olur mu ki!

 

Bu gece yazabilirim en hüzünlü dizeleri.

Düşünmek artık benim olmadığını. Hissetmek onu kaybettiğimi.

 

İşitmek sonsuz geceyi, onsuz daha da sonsuzdur gece.

Ve ruha düşer dize, çayıra düşen çiy gibi.

 

Sevdam onu bağlayamıyorsa, ne fayda.

Gece yıldız berrağı, ve benimle değil o.

 

Hepsi bu. Uzaklarda bir şarkı çalınır. Uzaklarda.

Hoşnut değil ruhum, çünkü kaybetti onu.

 

Onu yakına getirir gibi ararım bakışlarımla.

Ararım yüreğimle onu, ve benimle değil o.

 

Aynı gecedir soluklaştıran aynı ağaçları

O yitik zamandan olan bizler, aynı değiliz artık.

 

Artık onu sevmediğim kesin, ama bir zamanlar, ah!

Erişmek için kulağına çağırmıştı sesim rüzgârı.

 

Bir başkasının. Bir başkasının olmak ister. Öpüşümden öncesi gibi.

Onun sesi, berrak bedeni. Dipsiz gözleri.

 

Artık onu sevmediğim kesin, ama gene de – belki.

Ne kadar kısadır sevda ve ne uzundur unutuş.

 

Bu gece gibi gecelerde uzanırdı kollarımda.

Onu kaybettiği için, mutsuzdur ruhum.

 

Bu onun neden olduğu son acıdır ne de olsa,

ve bu dizeler elimle yazılan son dizeler ona.

 

 

 

[“Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy