Yağmurlu Havada Kara Karga

Düzelterek ve tekrar düzelterek tüylerini yağmurda,
Kamburlaşmıştı ıslak bir kara karga
Yukarıdaki bükülmez dalda.
Görüntüyü gözümde
Ateşleyecek
Bir mucize ya da bir kaza

Beklemem, bir plan aramam
Artık bu istikrarsız havada;
Fakat düşmeye bırakırım lekeli yaprakları
Törensiz ya da önbelirtisiz düştükleri gibi.

İtiraf etsem de
Suskun gökten küstahlığı bazen arzuladığımı
Şikayet edemem gerçekten de:
Mutfak masasından ya da iskemlesinden
Atılır akkor gibi

Belli bir küçük ışık;
Sanki semavi bir yakış
Malik olur en yayvan nesnelere ara sıra –
Böylece takdis eder
Önemsiz bir mesafeyi

Cömertlik, onur bağışlayarak,
Sevgi de denebilir. Her halükârda, şimdi ihtiyatlı
Yürürüm (çünkü bu cansız, viran manzarada bile
Gerçekleşebilir): kuşkulu,
Ama tedbirli; bilgisiz

Hangi meleğin dirseğimde ansızın
Parlamayı seçeceği. Bildiğim sadece kara tüylerini
Düzenleyen bir karganın duyularımı zapt edecek denli
Işıldayabileceği, göz kapaklarımı
Yukarı çekebileceği, ve büsbütün

Tarafsızlık kaygısından
Kısa bir mühleti bahşedebileceği. Talihle,
Yürürüm inatla bu bitkin
Mevsimde, bir tür muhtevanın
Yamalarını

Birleştireceğim. Bu kasılmalı
Aydınlık hilelere mucize dersen,
Gerçekleşir mucizeler. Yeniden başladı bekleyiş,
Meleği uzun süre bekleyiş.
O ender, rastgele iniş.

[1956]

Sylvia Plath (1932-1963)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy