SERENAD

 

Tenimden daha çok benimsin. Aradığımda seni

içimde, damarlarım boyunca, kanımda, gizemli

dolaşımıyla ışığın dalları gibi bulurum seni,

sanki kan gibi bulurum seni,

sanki taş gibi ya da ağzımdaki lokma gibi.

Usun, çılgınlığın ve giysilerin dışında dururum geç vakit.

Karanlık ve ormanlardan eski bir ırka mensubum,

fakat bir kuyuya eğildiğimde ve girdiğimde

kendi bölgeme, yolda kör bir adam gibi

duyumsarım kendimi, çitler bulamam adımlarıma,

fakat gülünün büyüyüşünü bulurum meskenimde,

derinimde büyüyüp durursun, sınırsızca

kökeninde, parmak uçlarımı yakmadan

dokunamam gözlerinin taçyapraklarına,

endamının alevleri alazlanır susuzluğumda,

yokluğunu oluşturur yüzünün yaprakları.

Sorarım “Kim o? Kim o?” diye, sanki geceleyin

geç saat birileri çalar gibi

kapımı, fakat yokluğun ortasında

yalnızca hava vardır,

su, ağaçlar, sönmüş gündelik ateş vardır,

sanki bir şey yoktur fakat gene de her şey vardır,

hiçbir şey yoktur fakat bütün dünya tıklatır kapımı.

İşte böyle, adsız, hayat gibi belli belirsiz,

filizlenen bulanık çamur ve bitkiler gibi

uyanırsın bağrımda kapattığımda gözlerimi.

Uzandığımda toprağa var olmaya gelirsin

akan toz gibi, içimdeki varlığından büyüyen

çıplak köklerin dolaşıklığını korur

yatağında derinleşen ırmak,

bana eşlik ettiğin gibi eşlik eder karanlıklarına,

işte, burada, kan ya da buğday, toprak ya da ateş,

yaşarız yapraklarını açıklayamayan basit bir bitki gibi.

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy