Parliament Hill Çayırları

 

Bu yalın tepede biledi kenarını yeni yıl.

Yüzsüz ve solgun porselen misali

Değirmi gök kendi işini hatırlayarak ilerler.

Yokluğun göze çarpmaz;

Neyimin eksik olduğunu kimse söylemez.

 

Martılar nehrin çamur yatağından geri geçip

Bu çimen yamaca geldiler. Sudan uzak yerde, çekişirler,

Konarlar ve kımıldarlar uçuşan kağıt misali

Veya bir sakatın elleri gibi. Solgun güneş

Böylesi kalay pırıltılarla vurmayı başarır

 

Yan yana göletlerden ki gözlerim irkilir

Ve dolar taşar; şeker misali erir şehir.

Düğümlerle bağlanmış ve durmuş, birbiriyle uyumsuz

Mavi üniformalarda, küçük kızlardan bir timsah

Beni yutmak için açıyor ağzını. Bir taşım ben, bir çubuk,

 

Pembe plastik bir saç tokası düşürür bir çocuk;

Hiçbiri fark etmemiştir bunu.

Onların tiz, kaba dedikodusu dağılıp gider.

Şimdi sessizlik üstüne sessizlik sunar kendini.

Bir sargı gibi keser soluğumu rüzgâr.

 

Güneye doğru, Kentish Town üstünde, külrengi bir leke

Sarıp sarmalar çatıyı ve ağacı.

Bir kar tarlası veya bir bulut kümesi olabilir bu.

Sanırım seni düşünmek büsbütün anlamsız.

Şimdiden o oyuncak bebek kavrayışın çekip gider.

 

Mezar tepeciği, öğle vaktinde bile, korur kendi siyah gölgesini:

Daha az sadık olduğumu bilirsin,

Bir yaprağın hayaleti, bir kuşun hayaleti.

Acıdan kıvranan ağaçların etrafında dolanırım. Fazlasıyla mutluyum.

Bu vefâkar kara-dallı selviler

 

Düşünceye dalmışlar, yığın yığın kayıplarında kök salmışlar.

Bir tatarcığın çığlığı misali solar çığlığın.

Kör yolculuğunda gözden kaybediyorum seni,

Fundalık çimenleri pırıldarken ve dolanan dereler

Çözülürken ve kendilerini tüketirken. Onlarla koşar zihnim,

 

Birleşerek topuk izlerinde, yoklayarak çakıl taşını ve ağaç sapını.

Gün boşaltır imgelerini

Bir fincan veya bir oda misali. Beyazlaşır ayın kancası,

İncedir bir yarayı kaplayan deri misali.

Şimdi, çocuk odası duvarında,

 

Mavi gece bitkileri, küçük solgun mavi tepe

Kızkardeşinin doğum günü resminde başlar parlamaya.

Turuncu papatya, Mısır papirüsü

Işıldar. Bu camın ardındaki

Her bir tavşan kulaklı mavi çalı

 

Çivit mavisi bir nimbus nefes verir,

Bir çeşit selofan balon.

Eski tortular, eski zorluklar alıp götürür beni karıma.

Cereyanlı yarı ışıkta soğuk nöbetlerinde katılaşır martılar;

Girerim ışıklı eve.

 

11 Şubat 1961

 

Sylvia Plath (1932-1963)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy