Öteki

 

Gecikmiş giriyorsun içeri, silerek dudaklarını.

Dokunulmadık ne bıraktım ki eşikte –

 

Duvarlarımın arasından akan

Beyaz Nike’ı mı?

 

Bir et kancası misali kendi parçalarının yükünü

Üstleniyor mavi şimşek, gülümseyerek.

 

Polisler sever seni, herşeyi itiraf edersin.

Parlak saç, ayakkabı-siyahı, eski plastik,

 

Hayatım çok mu ilgi çekici?

Bu yüzden mi göz halkalarını böyle açtın?

 

Bu yüzden mi çekip gidiyor hava parçacıkları?

Hava parçacıkları değil, kan yuvarlarıdır bunlar.

 

El çantanı aç. Bu kötü koku da ne?

Ördüğün şey meşgul

 

Kendini kendisine kancalamakla,

Senin yapışkan şekerlerindir bu.

 

Duvarımda kafan var.

Göbek kordonları, mavi-kırmızı ve şeffaf,

 

Üstüne bindiğim oklar misali bağırır karnımdan.

Ey ay parıltısı, ey hasta olan,

 

Çalınmış atlar, zinalar

Kuşatır mermer bir dölyatağını.

 

Nereye gidiyorsun ki

Nefesi mil hesabıyla emip durursun?

 

Kükürtsü cinsel ihanetler kederlenir bir düşte.

Soğuk cam, nasıl da kendini yerleştirirsin

 

Kendimle kendimin arasına.

Tırmalarım bir kedi misali

 

Akan kan siyah bir meyvedir –

Bir etkidir, bir süstür.

 

Gülümsersin.

Hayır, ölümcül değil bu.

 

2 Temmuz 1962

 

Sylvia Plath (1932-1963)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy