Hayvanat Bahçesi Bekçisinin Karısı

 

Bütün gece uyanık kalabilirim, gerekirse –

Gözkapaklar olmadan, bir yılanbalığı misali soğuk.

Ölü bir göl gibi kuşatır beni karanlık,

Mavi siyah, muazzam bir erik meyvesi.

Yüreğimden başlamaz hiç bir hava kabarcığı, ciğerim yok

Ve çirkinim ben, bacılarımın başlarının ve ayaklarının

Ayrıştığı ipek bir çoraptır karnım.

Bak, eriyorlar kuvvetli sıvılardaki madeni paralar gibi –

 

Cılız çeneler, bir an için ortaya çıkmış kaburga kemikleri

Tıpkı ozalit kopyasındaki beyaz çizgiler gibi.

Kımıldarsam, sanıyorum ki bu pembe ve mor plastik

Bağırsak torbası tıkırdayacak bir çocuk çıngırağı gibi,

Kadim şikâyetler itekler birbirini, sallanan dişler öyle çok ki.

Fakat benim şişko domuzum, benim sakızkabağı gibi sevgilim,

Yüzü duvara çevrik olanım, ne bilirsin ki sen bunlar hakkında?

Hazmedilemezdir bu dünyanın bazı şeyleri.

 

Küçük Memeli Hayvanlar Evi’nin nemli kötü kokusundaki

Yanık çengellerinde sallanan

Kurt başlı meyve sopalarıyla kur yaptın bana.

Zırhlı köstebek kestiriyordu kum sandığında

Bir domuz misali müstehcen ve çıplaktı, beyaz fareler

Çoğalıyordu sonsuzca bir topluiğne ucundaki melekler gibi

Sırf can sıkıntısından. Terden ıslanmış çarşaflara dolanmış ben

Anımsarım kan içindeki civcivleri ve parçalanmış tavşanları.

 

Beslenme haritalarını denetledin ve boğazsıkan boa yılanıyla

Oynamam için götürdün beni Dostlar Bahçesi’ne.

Güya Bilgi Ağacı’ymışım gibi davrandım.

Girdim senin kutsal kitabına; peruklu, mum kulaklı

Habeşistan maymunuyla bindim senin Nuh gemine,

Ve ayı gibi postuyla, sekiz parmaklı bir el misali

Tırmanıp döneniyordu kuş yiyen örümcek cam kavanozunda.

Kafamdan söküp atamıyorum

 

Muaşakamızın o kav gibi mağaraları nasıl da tutuşturduğunu –

Benim kesme şekerim için çizme tabanı kadar kirli

Ve bir hastane lavabosu denli büyük bir ağız açtı

 

Senin iki boynuzlu gergedanın: o bataklık soluğu

Dirseğime kadar kapladı kolumu bir eldiven gibi.

Salyangozlar siyah elmalar misali öpücükler üfledi.

Geceleri şimdi kırbaçlarım maymunları baykuşları ayıları koyunları

Demir parmaklıklarından. Ve uyumuyorum hâlâ.

 

14 Şubat 1961

 

Sylvia Plath (1932-1963)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy