Egg Rock Açıklarında İntihar

 

Kamusal mangallarda yarılıp yağıyordu sosisler

Adamın arkasında, ve tuğla renkli tuz daireler,

Benzin depoları, fabrika yığınları – bağırsaklarının da

Bir parçası olduğu kusurların manzarası –

Dalgalanıp akmıştı camsı yukarı çekişte.

Güneş vurmuştu suya bir lanet misali.

İçine girilecek bir gölge kuyusu yoktu,

Ve dövüyordu kanı o eski dövmeyi

Ben, ben, ben. Çocuklar tiz sesler çıkarıyordu

Tümsek dalgaların dağıldığı yerde ve deniz serpintisi

Çözülüyordu rüzgârın vuruşuyla dalganın tepesinden.

Bacaklarını dörtnala koşmaya hazırlayan bir kırma köpek

Ürküterek kum tepesinden havalandırdı bir martı sürüsünü.

 

İçin için yanıyordu adam, sanki taş gibi sağırdı, gözleri bağlıydı,

Bedeni denizin çeriyle çöpüyle vurdu sahile,

Sonsuza dek nefes alacak ve yüreği atacak bir makine.

Sinekler dolduruyor ölü bir vatozun gözçukurlarını

Vızıldıyorlar ve saldırıyorlar tonozlu beyin bölgesine.

Kitabındaki sözcükleri kurtçuklar silmiş sayfalardan.

Her şey parıldıyordu boş kağıt misali.

 

Bu mavi israftaki Egg Rock dışındaki her şey

Büzüşmüştü güneşin çürütücü ışığında.

Duymuştu adam suyun içinde yürürken

 

Şu resiflerde köpüren unutkan dalgayı.

 

(1959)

 

Sylvia Plath (1932-1963)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy