DENİZ

 

Öğretmenim olduğundan gereksinim duyarım denize:

bilmem müziği mi öğrenirim bilinci mi:

bilmem yalnız bir dalga mıdır yoksa derin bir varlık mı

ya da yalnızca çatlak bir ses midir ya da balıkların

ve gemilerin parıldayan bir telkini mi.

Gerçek şu ki, uykuya dalana dek ben

bazı manyetik çemberlerde

kımıldarım dalgaların üniversitesinde.

 

Bazı ürperen gezegenlerin

ağır ölümlerini belirten

çatırdamış sıradan deniz kabukları değil yalnızca,

hayır, günü yeniden kurguladım parçalarından

bir çimdik tuzdan sarkıtı

ve bir kaşık dolusu tuzdan o büyük tanrıyı.

 

Daha önce ne öğrettiyse bana unutmadım.

Havayı, sürekli esen rüzgârı, suyu ve tuzu.

 

Buraya gelip kendi ateşiyle yaşayan

bir delikanlı için önemsiz görünür bunlar,

fakat gene de, doğrulan

ve uçurumunda atan nabız,

o mavi soğuğun çatırtısı,

aşamalı dağılışı uzaktaki yıldızın,

dalganın uysal yayılışı,

köpüğüyle birlikte karın çarçur edilişi,

sessiz gücü orada, derinlerdeki

taştan bir taht gibi,

inatçı üzüntüyle giderek büyüyen dünyamı

değiştirir, unutuşları toplar,

ve hayatım birden değişir:

bu saf devinimin bir parçası olurken.

 

[“Kara Ada Güncesi”nden]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy