Çoban Şiirleri

Mayıs günü: iki kişi geldi tarlaya böylesi bir bilgelikle:
“Papatyalaşmış ballı bir içki”, dediler birbirlerine,
Yani yek oldular böylece; sonra aradılar bir kanepe,
Kancalı çit karşısında, kahverengi inek sürüsünü geçince.

Kadın “yabalı çiftçi olmasın, n’olur” dedi;
Erkek “horoz ötüşü güvenliğimizi sağlar” dedi;
Çiçek püskürtür, karadiken çalılığında,
Atarlar ceketlerini, gelirler yeşil bir yatağa.

Bataklıktır suyun olduğu yer: aşağıda;
Yakıcı ısırgan otlarının tepesi: çaprazında;
Şeref meselesi, sessiz otlayan davar, sonra;
Yaprak hayaleti beyaz hava, beyaz bulut: yukarıda.

Bütün öğle sonrasında şu aşıklar uzandı
Güneş sıcaktan solgunluğa dönünceye dek,
Şirin rüzgâr nağme değiştirip, kötülük esinceye dek:
Zalim ısırgan otları kadının körpecik ayak bileğine battı.

Hüzünlü, en çok da canı sıkkın, ten ki duyarlı
Kabul etmeli böylesi korkunç bir yarayı,
Erkek tepinerek yere çalar sapları
Ki bu da incitir sevgili kadını.

Şimdi gider erkek doğru yolundan
Ve, şerefle, ayrılır oradan;
Ağıyla-sarmalanmış, ayakta dururken kadın,
Bekler sönmesini keskin acının.

(1956)

Sylvia Plath (1932-1963)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy