Bir Sır

 

Bir sır! Bir sır!

Nasıl da üstün.

Mavisin ve kocamansın, bir trafik polisisin,

Bir avcunu yukarı doğru kaldırmışsın –

 

Aramızdaki fark mı?

Benim tek gözüm var, senin iki.

Sır senin üstüne işlenmiş,

Zayıf, dalgalı su izi.

 

Siyah dedektörde görülür mü?

Cennet yeşilliklerindeki Afrika zürafası içinden

Sallanarak, kalıcı olarak, hakiki

O Faslı suaygırı

 

Ortaya çıkar mı ki?

Bir meydandan dikkatle bakarlar, gergin fırfır.

İhraç malı onlar,

Biri aptal, öbürü de aptal.

 

Bir sır… Fevkalade bir kehribar

Damgalı parmak

Tünemiş ve öter “sen, sen” diye

Maymunlardan başka şey yansıtmayan iki gözün ardında.

 

Bir bıçak çıkarılıp

Tırnaklar kesilebilir,

Kir kaldırılabilir.

“Canını acıtmaz.”

 

Evlilik dışı bir bebek –

O kocaman mavi kafa –

Nasıl da nefes alır çekmecemde!

“Şu gecelik midir, tatlım?”

“Tuzlanmış morina gibi kokuyor, en iyisi

Bir elmaya bir kaç karanfil batırman,

Lavanta torbası yapman veya

Şu piçi atman.

 

Hepsini atman.”

“Hayır, hayır, mutludur orada.”

“Fakat dışarı çıkmak istiyor!

Bak, baksana! Emeklemek istiyor.”

 

Tanrım, işte çıkıyor tıkaç!

Place de la Concorde’daki arabalar –

Dikkat et!

Panik var, panik var!

 

Fırıl fırıl kornalar ve ormanın gırtlağı!

Patlamış bir siyah bira şişesi,

Kucakta gelişigüzel köpük.

Tökezleyerek çıkıyorsun,

 

Cüce bebek,

Sırtındadır bıçak.

“Kendimi güçsüz hissediyorum.”

Sır ortaya çıktı.

 

10 Ekim 1962

 

Sylvia Plath (1932-1963)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy