Bir Hayat

 

Dokun buna: bir göz küresi misali büzülmeyecek,
Bu yumurta biçimli alan, bir gözyaşı kadar berrak.
İşte dün, geçen sene –
Çiçek olarak apaçık farklıdır palmiye gövdesi ile zambak
Bir duvar halısının rüzgârsız ilmeklerince.

Tıklat camı tırnağınla:
Porselen bir çan gibi tınlayacağım en hafif rüzgârda
Oradaki kimse bakmasa veya umursamasa da.
Mantar tıpalar misali hafif ahali,
Meşguldur hep her biri.

Ayaklarında denizin dalgaları eğilir tek sıra.
Kötü huy edinip ihlâl etmiyorlar sınırı:
Kısa dizginli gösteri atları misali vurarak toynaklarını,
Dururlar havada.
Yukarıda, bulutlar oturur püskülleriyle ve albenisiyle

Viktorya devri minderleri misali. Bu sevgili yüzlü aile
Mutlu edebilir bir koleksiyoncuyu:
Hakiki ses çıkartıyorlar, iyi porselen misali.

Başka yerde daha açık yüreklidir manzara.
Aralıksız yağar ışık, körleştirircesine.

Bir hastanenin çıplak tabağı etrafındaki
Çemberde sürükler bir kadın gölgesini.
Aya benzer, veya boş bir kâğıt parçasına
Ve bir çeşit özel yıldırım-savaşla acı çekmiş gibi.
Bir kavanozdaki cenin misali,

Bir bağı olmadan, sakince yaşar.
O köhnemiş ev, o deniz, bir resimde yassılaşmış,
Girmek için haddinden fazla bir boyutu var.
Keder ve öfke de çıkarılmış içinden,
Yalnız bırakmaktalar şimdi O’nu.

Ayrılışın kedi sesiyle gevezelik yapan
Gri bir martıdır gelecek.
Zaman ve korku, hemşireler misali, refakat ederler O’na,
Ve fena üşütmüş olduğundan yakınan, boğulmuş bir adam,
Ağır ağır çıkar, deniz üstüne.

(1960)

Sylvia Plath (1932-1963)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy