BELLEK

 

Her şeyi anımsamalıyım,

çimen yapraklarını saklamalıyım,

ipliklerini hırpanî olayların,

ve metre metre dinlence yerlerini,

sonsuz demiryollarının izini,

acının yüzeyini.

 

Eğer bir gonca gülü yitirmişsem

ve geceyi bir tavşanla karıştırmışsam,

ya da belleğimin bütün bir duvarı

yıkılmaktaysa,

mecburum oluşturmaya

havayı, buharı, toprağı, yaprakları,

saçı, hatta tuğlaları,

beni delik deşik eden dikenleri bile,

kaçışın hızını.

 

Merhamet gösterin şaire.

 

Her zaman hızla unuttum,

ve benim bu ellerim

yalnızca kavranılmaz olanları tuttu,

artık var olmayan şeylerle

karşılaştırılabilecek

dokunulmaz şeyleri.

 

Duman bir aromaydı,

aroma duman gibiydi,

öpüşlerimle can bulan

uyuyan bir bedenin teniydi,

fakat sorma bana düşlediğimin

zamanını ya da adını,

ölçemem ki

ülkesi olmayanın yolunu

ya da değişmiş olan gerçeği

ya da belki günle sönmüş

gecede bir ateş böceği gibi

o dolanan ışığı.

 

[“Kara Ada Güncesi”nden]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy