83.Kanto’dan


Ya da PANTA REİ

Yağmur ruhlarının sunakları
Altında dururken
Bulut üstündeki dağın hayaletine doğru
“Kımıldar ileri
“Dolduğunda her bir delik”,
“Fakat kafesteki panterin gözlerinde

“Hiçbir şey. Yapabileceğin hiçbir şey yok…”

Yeşil havuz, ormanın yeşili altında,
Kafeste: “Hiçbir şey. Yapabileceğin hiçbir şey yok…”

DRYAS, gözlerin bulutlar gibi.

Ölüm hücrelerinde bir ay geçirmiş adam da
İnanmaz idam cezasına.
Ölüm hücrelerinde bir ay geçirmiş hiç kimse
İnanmaz vahşi hayvan kafeslerine.

DRYAS, gözlerin Taishan üstündeki bulutlar gibi,
Yağmurun bir kısmı düştüğünde
Ve yarısı daha düşecekse

Gider kökler ırmak kenarına
Ve o saklı kent yukarı doğru kımıldar,
Ağaç kabuğu altındaki beyaz fildişi.

Taishan-Chocorua üstündeki bulutlarla
Olgunlaştığında böğürtlen
Ve şimdi yeni ay Taishan’a doğru dönerken
Sayılmalı şafak yıldızları.
DRYAD, huzurun su misali;
Eylül güneşi var havuzlarda.

Plura diafana.
Heliadlar kaldırır sisi genç söğütlerden.
Taishan altında görülmüş bir temel yok,
Fakat ‘udor’un parlaklığı HYDOR
Kavakların tepeleri parlaklıkta dalgalanır;
Sadece çitlerin kazıkları kalakalır

Ve şafak güneşi faka bastırdığı için gölgelerini
Karıncalar sendeler gibi şimdi.
Bu nefes kapsar dağları,
Parıldar ve böler,
Beslenir kendi dürüstlüğüyle,
Zarar vermez kimseye,
Durarak dünya üstünde doldurur
Göğe uzanan dokuz tarlayı.


Ve Birader Yabanarısı çok muntazam dört odalı
Bir ev yapıyor, bodur bir Kızılderili şişesi gibi biçimli.
La vespa, la vespa, çamur, öyle içine çek ki sistemi
Düşlerken Perugia’yı ve Bracelonde’yi
Ve Piazza’daki o büyük fıskiyeyi
Ya da manivela şeklindeki kapı kolunu
İyi zamanlanmış bir atılımla çeviren yaşlı Bulagaio’nun kedisini.
Birden aklıma geliyor ki Mr.Walls signorina’larla birlikteyken
Devirmiş olmalı bowling lobutlarının onunu da,
Ve soğuk bir gündoğumunun ardındaki sıcakta
Taze çimen misali yeşil bir çocuk
Uzatmış kafasını ya da kıçını
Madame La Vespa’nın şişesinden dışarı.

Yeniden fışkırıyor topraktan nane
Jones’in kemirgenlerine inat;
O maymun kafesindeki
Dört yapraklı
Yonca tıpkı.

Bir çimen yaprağında asılırken zihin
Koruyacak seni bir karıncanın ön ayakları;
Çiçekleri misali bırakacak kokularını ve tatlarını yonca.

Aşağı indi çocuk,
Çamurdan Tellus’un çadırının damına,
Renkten hoşlanmış gibi gidiyor çimen yaprakları arasında
XTHONOS XΘONOΣ
OI XΘONIOI
Altında dinlenenleri selâmlıyor; taşıyor haberlerimizi
ɛἰς χθονιους toprak altında dinlenenlere,
Havadan doğmuş olanlara, ki şarkı söyleyecekler
Kore’nin çardağında, Пɛρσɛφỏνɛια
Ve konuşacaklar Thebaeli Tiresias’la.

Cristo Re, Dio Sole

Ve yaklaşık ½ günde kardı O’nun kerpicini
(la vespa) minnacık çamur-matarayı,

Ve daha fazla yazmadım ben o gün


Ezra Pound (1885-1972)

Çeviren: İsmail  Haydar Aksoy