81.Kanto’dan

Gene de
Mevsim soğuyup ölmeden önce
Taşınıp bir Zephyr’in omuzlarında
Yükseldim yaldızlı gök arasından
Lawes ve Jenkyns huzurunu korusun
Dolmetsch her daim konuğun olsun,
Hem sesi hem de derinliği icra etsin diye
Pekleştirdi mi viyol tahtasını?
Bizim için oydu mu lavtanın gövdesini?
Lawes ve Jenkyns huzurunu korusun
Dolmetsch her daim konuğun olsun,
Kökten yaprağı çekmek için mi
Bu denli havaî bir mizaca büründün?
Ne sise ne de gölgeye benzeyen
Öyle hafif bir bulut mu buldun?
O halde bilgilendir beni anlat bana
Waller’in şarkısını ya da Downland’ın icrasını.

Your eyen two wol sleye me sodenly
I may the beauté of hem nat susteyne (*)

Ve 180 yıl hemen hemen hiçbir şeydir.

Ed ascoltando il leggier mormorio (*1)
çadırımın içine geldi gözlerin taze inceliği, (*2)
ne ruhtan ne de hypostasis’ten, (*3)
fakat gözbağının gözlerden sakladığıdır sadece
ya da karnavalda
hiçbir çift göstermezdi öfkeyi
gördü fakat gözler ve gözler arasındaki tutum,
renk, diastasis, (*4)
umursamaz ya da habersiz bunun
benim çadırımın alanı olduğundan
ya da tamamen Eidos mekânı olduğundan (*5)
geçip giderek, içine işleyerek
fakat başka ışıklar ardında gölge savurarak
göğün berrak
gecenin denizi
dağ göletinin yeşili
parıldadı maskelenmemiş gözlerden yarı maskenin uzayında

En çok neyi sevmişsen daim olacaktır o,
Gerisi cüruf
En çok neyi sevmişsen çalınmayacak hiç senden
En çok neyi sevmişsen odur gerçek kalıtın
Ki dünyası, yoksa benim mi yoksa onların mı
Yoksa hiç kimsenin mi?
Önce görülmüş olan geldi, sonra dokunulabilir olan
cehennemin salonlarında olsa bile, Elysium, (*6)
En çok neyi sevmişsen odur gerçek kalıtın
En çok neyi sevmişsen çalınmayacak hiç senden

Karınca bir kentaur’dur ejderha dünyasında. (*7)
Yık kibrini, cesareti insan
Yaratmadı, ya da düzeni, ya da zarafeti,
Yık kibrini, yık diyorum.
Yeşil dünyadan öğren yerin neresi olabilir diye
Ölçekli buluşta ya da gerçek sanatçılıkta,
Yık kibrini,
Yık Paquin! (*8)
Yeşil miğfer üstün geldi senin zarafetine.

“Kendine hakim ol, sonra başkaları taşır seni” (*9)
Yık kibrini
Dolu altında hırpalanmış bir köpeksin sen,
Şişkin bir saksağan uçucu bir güneş altında,
Yarı siyah yarı beyaz
Ayıramazsın kanadı kuyruktan
Yık kibrini
Sahtelikte büyütülmüş nefretin
Ne de aşağılık,
Yık kibrini,
Yıkmaya tez canlı, merhamette pinti,
Yık kibrini,
Yık diyorum.

Fakat yapmamış olmak yerine yapmış olmak
Kibir değildir
Edeple kapıyı çalmak
Bir Blunt kapıyı açsın (*10)
Ve havadan canlı bir geleneği ya da güzelim yaşlı bir gözden
fethedilmemiş bir alazı toplasın diye
kibir değildir bu.
Buradaki hata tamamen yapılmamış olanda,
sendeleyen çekinmede tamamen…

 

Ezra Pound (1885-1972)

Çeviren: İsmail  Haydar Aksoy

 

Çevirenin notları:

(*) İki gözün de ansızın beni öldürmek isterse / Onların güzelliklerine karşı duramam.
(*1) “Ed ascoltando il leggier mormorio” – “Ve kulak vererek o oldukça hafif mırıltıya.”
(*2) Mahkûm olarak tutulduğu çadırın içinde, Pound, maskeli bir kadın figürü görür. “Pisan Cantos”taki ana temaya konu olan kadındır bu. Bu maskeli kadın figürü Pound’un aşkın kalıcı olan tek şey olduğunu düşünmesine yol açtığı gibi, kendi doğasına ve yapıtına karşı da eleştirel davranmasına yol açar. Bu canto’ya, estetik temellendirmeye dayanan etik bir özeleştiri gözüyle de bakabiliriz.
(*3) hypostasis – Yunanca’da “kelime”. Teoloji’de “İsa” ya da “Tanrısal kişilik” anlamında da kullanılmaktadır.
(*4) diastasis – Yunanca’da “aralık”, “boşluk”.
(*5) Eidos – Yunanca’da “bilme”, “biliş”.
(*6) Elysium – Bir Yunan söylencesindeki kahramanların sonsuz huzur bulacakları kurtulmuşların adaları. Vergilius’un Aeneas’ında, Elysium Yeraltı Dünyası’ndadır.
(*7) kentaur – Yunan mitolojisinde yarı insan yarı at olan yaratık.
(*8) Paquin – Parisli bir modacı.
(*9) “Kendine hakim ol, sonra başkaları taşır seni” – Geoffrey Chaucer’in “Ballade of Good Counsel”inden alıntı: “Reule wel thyself that other folk canst rede”. Profesör Speare’in “Pocket Book of Verse” adlı 1940 yılındaki antolojisinde şu şekilde uyarlanmıştır: “Subdue thyself, and others thee shall hear.”
(*10) Blunt: 1840-1922 yılları arasında yaşamış İngiliz şair ve politik yazar Wilfred Scawen Blunt. Pound, bağımsız olmasından ötürü Blunt’a hayranlık duyuyordu.