74.Kanto’dan

Le Paradis n’est pas artificiel
fakat spezzato meğer ki
sadece beklenmedik derecede mükemmel sosiste var olur,
nane kokusu sözgelimi,
gece kedisi Ladro;
Nemi’de yemek sunmuştu yamaçta dağların derininde gömülü
gölün üstünde, bekleyerek iri çakıl üstüne inşa edilen
o eski yemek kabininden gelecek kararı,
Zerdüşt, castellaro’nun havada iz bırakmadığı
taşta izlenim bırakmadığı ve çağı belirsiz boz duvarların olduğu
zeytinlerin altında
Jupiter ve Hermes’in işine yaramaz şimdi
saeculorum Athenae
γλα ξ, γλακ πισ,
zeytinler
ki yaprak havada döndüğü müddetçe
bazen parıldar ve bazen de parıldamaz
Boreas Apeliota libeccio
“C’è il babao,” dedi genç anne
ve şahinin gözü altındaki küçük kuşlar misali yıkananlar
büzüldü geriye uçurumun kenarı altında il Pozzetto’da



alım satımın yararlı etkileri
devirdi her bir taşını güzelliğin
ve gerçekliklerin doğruluğundan şüphelendi
(Ragusa yapımı) asalaklar ve: ne tarz sanat satarsın?
“En iyisini.” Peki çağdaşlardan? “Hayır, çağdaş bir şey yok
çağdaş hiçbir yapıt satamazdık.” Fakat Herr Bacher’in babası
Meryem Ana’ları hâlâ geleneksel tarzda yapmıştı,
herhangi bir katedralde bulabileceğin oyulmuş ahşaptan
ve başka bir Bacher hâlâ oymacılık yapıyor,
İxotta dönemindeki Salustio’nun oymaları gibi,
maskelerin geldiği, Tirol’da,
kış mevsiminde
cinleri kovmak için arardı her bir hane bu oymaları.

Fıskiyenin saçtığı o parlak yumak misali
kristal fışkırtısında dingin
(Verlain) elmas berraklığı sanki
Nasıl da uysaldır denizin cehennemi
anımsadığı Taishan altındaki rüzgâr
kuyu
tozdan ve göz kamaştıran kötülükten dışarı
Zephyrus / Apeliota
Bu sıvı kesinlikle
zihnin mülküdür
nec accidens est fakat zihinde
est agens ve işlevler oluşturan bir elementtir
yoksa bir fıskiyenin havuzu toza dönerdi
Gördün mü çelik tozundaki gülü
(ya da kuğu yondasını hiç?) Öyle ki ışık tutkudur,
öyle ki demirin karanlık taçyaprakları düzenlenmiştir
Bizler ki Lethe’den geçmişiz.

Ezra Pound (1885-1972)

Çeviren: İsmail  Haydar Aksoy