30. Sone

O şirin ve suskun düşünce anlarında
Geçmiş şeylerin anılarını toplarım etrafıma,
Yanarım aradığım bir çok şeyin yokluğuna,
Ve eski acılarla ağlarım boşa geçmiş zamanıma:
Ağlamaya alışkın olmayan gözlerim dolup taşar sonra,
Ölümün sonsuz gecesinde gömülü değerli dostlara,
Ve yeniden ağlarım haylidir unutulmuş bir aşk acısına,
Ve feryat figan olurum yitip gitmiş onca kayba:
Sarar beni yeniden geçmişteki kederler sonra,
Ve sürüklenirim yoğun bir acıdan başka acılara
Gelir sıra sonra evvel zamanda çekilmiş gamlara,
Bedelleri ödenmemiş gibi öderim bir kez daha.
Fakat bu esnada seni düşünürsem sevgili arkadaşım,
Biter elemlerim ve telafi olur bütün kayıplarım.

William Shakespeare (1564-1616, İngiltere)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

73. Sone

Ayazda titreyen dalların üstünde hiç yokken
Sarı yapraklar, ya da bir kaç tane asılıyken,
İşte bende yılın o vaktini görebilirsin: hazan;
Harap çıplak korolarda, son kuşların şakıdığı zaman.
Görebilirsin işte bende böylesi bir günün alacakaranlığını,
Sanki solmaktadır Batı’da günbatımı,
Ki kara gece yavaş yavaş alıp götürür kalan şeyleri,
Vurur üstüne mührünü ölümün öbür benliği.
Bende görebilirsin işte böyle bir ateşin akkor halinde yanışını
Küllerin üzerinde, gençliğin sereserpe yattığı,
Ölüm döşeğinde vermesi gerekirken son nefesini
Şimdiye dek beslendiğiyle tüketir kendisini.
Bunları anlaman güçlendirir sevgini,
Yakında göçecek olanı daha iyi sev şimdi.

William Shakespeare (1564-1616, İngiltere)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

55. Sone

Ne mermer ne de prenslerin yaldızlı anıtları
Bu güçlü kafiyeler kadar yaşayacak;
Pasaklı zaman lekeleyecek tozlu mezartaşını,
Sen daha çok ışıldayacaksın bu dizelerde ancak.
Müsrif savaş devirirken heykelleri
Ve kavgalar çökertirken taş duvarları,
Yok edemeyecek Mars’ın kılıcı ve harbin hızlı ateşi
Seni hatırlatan o varsıl kaydı.
Ölüme ve her şeyi unutturan düşmanlığa karşı
Göğüs gereceksin sen: hâlâ bir yer bulunacak sana övgü için
Hatta gözlerinde bütün gelecek nesillerin
Ki kıyamet gününe kadar yıpratırlar bu dünyayı.
Yani, kıyama durduğun zamana dek mahşerde,
Yaşayacaksın bu şiirde, ve oturacaksın aşıkların gözlerinde.

William Shakespeare (1564-1616, İngiltere)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Sürgünün Sürekliliği Üstüne Düşünceler

I.
Çivi falan çakma duvara
Fırlat sandalyeye paltoyu!
Yarın, öbür gün döneceksen geriye
Dört gün için bu düzen niye?

Şu küçük ağacı sulamayı bırak!
Neşeyle gideceksen buradan
Boyu bir basamak bile olmadan
Niçin ekmeli tohumu bir ağaç için?

Çek aşağı kasketi, insanlar geçerken!
Niçin karıştırmalı yabancı bir dilbilgisini?
Bildiğin dilde yazılmış haber
Çağırıyorsa seni eve.

II.
Duvara çaktığın çiviye bak:
Ne zaman dönmeyi hesaplıyorsun?
Ne kadar inançlı olduğunun farkında mısın?
Her gün çalışıyorsun kurtuluş için
Oturup yazıyorsun odanda
Çalışmalarının nasıl olduğunu biliyor musun?
Bak öyleyse bahçenin sağındaki şu kestane ağacına
Bir güğüm su vermiştin ona.

III.
Kirişten dökülen kireç gibi
Çürür tahta perdesi zulmün
(Sıkma canını!)
Yolculuk et sınıra
Adalete doğru.

Bertolt Brecht
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Silkeborg’daki İşçi

Bilmek istersen
Dünyanı
Toplumunu
Ülkeni
İşini
Davranışını
Tetik ol
Ey işçi!

Tanımalıyız
Geçmişimizi
Bugünümüzü
Gelecekteki yolumuzu
Nerede
Bulacağımızı
Gösterenleri
Bize

Bizim yakınlar
Demir attılar
Bir sonsuz yoksulluğa
Fakat onlar da
Toparlanırlar
Yeni düşünceler
Eskiler gibi
Çıktığında ortaya

Varsılların
Yabansı kuşkuculuğuna karşı
Sermayenin
Oburluğuna karşı
Yerleştirdi halk
Sosyalizmi
Özgürlüğü Eşitliği
Kardeşliği.

Buydu rota:
Sahibi halktır
İşyerinin
Ülkenin
Buydu düş:
Halkın utkusuydu
Hiç unutma bunu
Ey işçi!

Yeterli zamanımız vardı
Elde ettik refahı
Dünyaya nam salan
Dayanışmayı yarattık
Halk öğrendi
Böylece
Biz temeliyiz
Zamanın

Kazandık mı?
Sendika mücadelesi
Ağır ağır kazanılır
Kuruş kuruş
Fakat
Sınıf kavgasının
Daha ilk çeyreğinde
Sınıfta kalmışız

Esneyen sermayenin
Ağzında
Kuşku içinde
Bekliyoruz hâlâ
Yaşamadık henüz
Sosyalizmi
Özgürlüğü Eşitliği
Kardeşliği

Yeryüzünde, her yerde
Varsıl yoksula karşı
Bilmeliyiz öyleyse
Nerede durduğumuzu
Kendi gerçeğine sarıl
Şimdi
Ey Silkeborg’daki İşçi!

Bertolt Brecht
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Vıltava Şarkısı

Fakat yuvarlanır taşlar ırmağın dibinde.
Üç imparator gömülü Prag’da
Her şey zamanında, değişmedik şey yok dünyada
Gece on iki saat çeker ve sonra da sabah olur.

Ve devran döner.

Bertolt Brecht
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Rosa Luxemburg’un Mezar-taşı İçin Yazı

Burada uyuyor
Rosa Luxemburg
Alman işçileri için savaşan
Polonya’lı bir Yahudi
Çelişkilerinin mazlumlarca gömüldüğü
Alman zorbalarının
Emriyle öldürülmüştü.

Bertolt Brecht
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy