Ayın Doğuşu

Larva beyazı dutlar kızıllaşmış yapraklar arasında.
Dışarı çıkacağım ve onların yaptığı gibi beyazda oturacağım,
Bir şey yapmadan. Temmuz’un özsuyu tamamlar onların özlerini.

Budala taçyapraklarıyla iştahı açılmıştır bu parkın.
Beyaz kurtyemez ağacı çiçekleri yükselir, devrilir,
Fırlatır değirmi beyaz bir gölgeyi onların ölümünde.

Bir güvercin dönenip alçalır. Yelpaze kuyruğu beyazdır.
İşi gücü yeterlidir: açmak, kapamak
Beyaz taçyaprakları, beyaz yelpaze kuyrukları, on beyaz parmağı.

Yeterlidir tırnaklar için yarım aylar yapmak
Kızıllaşmış beyaz ayalarda, hiçbir çaba kızıllaşmaz.
Beyaz ezikler renge doğru giderler, yoksa çökerler.

Meyveler kızıllaşır. Beyazlıktan bir gövde
Çürür, ve kalır çürüyüş kokusu kendi mezartaşı altında
Beden çekip gitse bile temiz ketende.

Koklarım şu beyazlığı burada, küçük karıncaların
Yumurtalarını yuvarladığı, larvaların semirdiği, taşların altında.
Ölüm güneşin içinde veya dışında beyazlaşmalı.

Ölüm yumurtanın içinde veya dışında beyazlaşmalı.
Bu beyazlık için başka bir renk göremiyorum.
Beyaz: zihnin bir görünüşüdür bu.

Yorulurum, tasarımlarım beyaz Niagaraların
Bir kaya kökünden inşa edildiğini, tıpkı fıskıyelerin
Düşüşlerinin ağır imgesine aykırı inşa edilişi gibi.

Lucina, sıska anne, çabalar
Mafsallı beyaz yıldızların arasında, dürüst yüzünde
Beyaz et soyulur beyaz kemiğe doğru,

Ki sürükler kadim babamızı topuktan,
Beyaz sakallı, yorgun. Meyveler morlaşır
Ve kanar. Beyaz mide daha da olgunlaşmalı.

(1958)

Sylvia Plath (1932-1963)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Heykeltıraş

Leonard Baskin’e

İmgelem, bilgelik gibi maddi olmayan şeyler
Sonsuzca takas edilmeye gelir evine
Kendisininki gibi
Somut bedenlere ve ağırlıklara.
Bir papazın ellerinden daha papazca
Hareket eder elleri, yakarmaz boşu boşuna
Işığın ve havanın imgelerine
Fakat yakarır bronz, ahşap, taş mutlak imgelere.
İnatçı, sık damarlı ahşapta,
Dazlak bir melek tıkar ve biçimlendirir
O zayıf ışığı; kollar kavuşturulmuş izler
O’nun zahmetli dünyasının rüzgârın ve bulutun
Anlamsız dünyalarını gölgede bırakışını.
Tunç ölüsü hükmeder zemine,
Dirençli, al bedenli,
Cüceleştirerek bizleri. Bedenlerimiz titreşir
Yokoluşa doğru şu gözlerde
Ki, O olmadan, sefalete düşer
Mekânda, zamanda, ve kendi bedenlerinde.
Rakip ruhlar uyuşmazlar,
Girmeye çalışırlar, karabasanlara girerler
Bizimkilerden daha canlı bir hayat
Ve ölümünkinden daha sağlam bir huzur
Vasiyet edene dek O’nun keskisi.

(1958)

Sylvia Plath (1932-1963)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Arkadaşlık

Beklenen saat bu
masadan düşen
sonsuzca
lambanın dağınık saçı
Gece döndürür pencereyi enginliğe
Kimse yok burada
isimsiz görüntü kuşatır beni.

Octavio Paz
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

BAHÇEDEKİ DİNLETİ

(Vina ve Mridangam)
Carmen Figueroa de Meyer için

Yağmur yağdı.
Saat olağanüstü bir gözdür.
İçine girer çıkarız yansımalar olarak.
Müziğin ırmağı
girer kanıma.
Beden dersem, rüzgâr der,
Dünya dersem, der ki nerde?

Açılır dünya, çift katlı çiçek gibi:
gelmenin hüznü,
ve burada olmanın
neşesi

Kendi merkezimde yitirdim yolumu.

Octavio Paz
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Burada

Adımlarım bu cadde boyunca
yankılanır
başka bir caddede
ki işitirim
adımlarımı
geçerken bu cadde boyunca
ki

Yalnız sis gerçektir

Octavio Paz
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Gecesel Su

At gözlü bir gece titrer geceleri,
su gözlü bir gecen var senin uyuyan toprakta
titreyen at gözlerinde,
sır dolu sulardan yapılı gözlerinde.

Gölge suyundan gözler,
kuyu suyundan gözler,
düş suyundan gözler.

Sessizlik ve yalnızlık,
ayın taşıdığı iki küçük hayvan,
içerler bu gözlerden,
içerler bu sulardan.

Gözlerini açarsan,
açar gece yosun kapılarını,
açar kendini suyun gizli ülkesine
ve gecenin ortasından çağlar.

Ve kaparsan gözlerini,
bir ırmak doldurur içini,
kör, suskun bir dalga atılır ileri
ve karartır seni:
nemlendirir gece ruhundaki kıyıları.

Octavio Paz
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Görüntü

İnsan toz ise eğer
düzlükten geçen ne varsa
insandır

Octavio Paz
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy